31 Ocak 2011 Pazartesi

BiR DaHa HiÇ RaStLaMaDıM SaNa


O akşam terastaydık gene.
Gün çoktan batmıştı.
Çamaşırlar asılıydı uzaktan şarkılar geliyordu ve kekik kokuları.
Nedense her zamankinden başka bakıyordun bana.
Sonra usulca dedin ki:
'İlk kez bir erkeğin tenine dokunma isteği duyuyorum içimde.'
Benim için yaz başlamıştı.
'Dokun öyleyse,' dedim.
Sustun.
Uzun uzun baktık birbirimize.
Kendine nasıl karşı koyduğun okunuyordu yüzünün derinliklerinde.
Sonra hiçbirşey söylemeden usulca kalktın, odana gittin, yavaşça örttün kapını.

Saatlerce orada, gecede ve o terasta kaldım.
Sabah uyandığımda odanın kapısı açıktı, eşyalarını toplayıp gitmiştin baktım.
Yalnızca terasta unuttuğun havlu çırpınıyordu rüzgârda.
Bir daha hiç rastlamadım sana, hiçbir yerde hiçbir yazda.

Düşünüyorum aradan tam on üç yıl geçmiş.
On üç yıl önce içinde uyanan isteğin anısı saklı duruyor mu sende?
Birden adını hatırlamadığımı farkettim bu şiiri yazarken,
ama terasta çırpınan havlunun rengi hâlâ gözlerimin
önünde.

*****

Murathan MUNGAN

29 Ocak 2011 Cumartesi

SNoWFLaKeS


Bugün karla kaplanmıştı şehrim. İnsanın içini ısıtır mı kar evet ısıtıyordu. Fotoğraflar çektim peceremden sonra pencereyi açtım kar tanelerinin düşüşünü izledim. Elimi uzattım elime gelen kar tanelerinin o güzel görüntüsü hepsi ayrı bir şekildeydi. çok güzel ışıltılı bir güzelliği var.Şairler bu kış mevsimini şiirsel bulurlarmış evet çok güzel bir gün bugün şiir gibi sonra bir post yapmalı bu görüntüleri dedim. Nete girdim kar tanesi araştırıyım derken bilmediğim belkide geçmişte öğrendiğim ama unuttuğum kartanesi adamı öğrendim bakın nasıl bir dünyası varmış. işte Wilson Bentley...

Wilson;9 subat 1865 yilinda jerico´da dogmus, 23 aralik 1931 yilinda ebende´da vefat etmis amerikali bir ciftci, fotografci ve kar bilimcisi Kar tanelerini ilk kez inceleyen bilim adamı.17 yaşına girerken, bütün aile paralarını biriktirmiş ve ona 100 dolara bir fotoğraf makinesi almışlardı. O günler için bu fiyat küçük bir servet demekti. iki yıl boyunca Wilson Bentley, kar tanelerinin fotoğrafını çekmeye çalıştı.ilk fotoğrafını çektiği gün, defterine şu notu düşmüştü:15 Ocak 1885. sıcaklık 2 c, rüzgârlı bir hava. Yaklaşık 13 mm boyunda kar taneleri düşüyor. ilk kar kristallerinin fotoğrafı çekildi! Wilson Bentley, bazılarının gözünde gerçek bir deli! Tarihe kar tanesi adam olarak geçen Wilson Bentley, kar tanelerinin fotoğraflarını çekebilen ilk insandı.Kar kristallerinin altıgen ve olağanüstü bir güzellikte resmeden ve insanlığa gösteren ilk insan! Her kar tanesinin parmak izimiz gibi birbirinden farklı şekillerde olduğunu gösteren ve kanıtlayan ilk insan.





Wilson Bentley, tam kırk yıl boyunca kar tanelerini fotoğraflamayı sürdürdü. Dünyada kar taneleri hakkında en çok bilgi sahibi olan kişi olarak bilindi ve kar tanesi adam olarak meşhur oldu. Zaman zaman, yakaladığı bir kar kristalinin erimemesi için nefesini tutarak çalışan bu adam, o eski makinesiyle tam 6000 fotoğraf çekti.



Altmış yaşlarındayken, kar taneleri hakkında yazdığı kitabı basıldı. Dostlarının anlattığına göre ölümünden bir hafta kadar önce çok soğuk ve karlı bir havada dışarıya çıkmış, yeryüzüne ağır ağır süzülen, bu kristal çiçeklerin resmini çekmeye devam ediyordu! Her zamanki gibi, kocaman bir fötr şapka, kalın bir palto ve siyah eldivenlerini giymişti. Bu kısa boylu ufak tefek adam, yeryüzüne düşen bütün kar tanelerinin fotoğrafını çekmek isteyecek kadar büyük bir yürek sahibidir.

15 ocak 1885´ten; Amerika´ya ilk insanlarin gittigi zamanlardan beri, mikroskopla kar tanelerini inceleyip resimlerini cekmistir. Toplam ~5000 adet resim cekmistir. 1931 yilinda yayinlanan Snow Crystals isimli kitabi 2400 adet resim icermektedir.
1922 yilinda bütün karlarin degisik formlarda ve birbirlerinden farkli olduklari tezini öne sürmüstür. Bütün cekmis oldugu resimleri birbirleriyle kiyaslayarak; hic birinin de esinin olmadigini, bütün resimlerdeki kar tanelerinin gercekten farkli olduklari konusunu da dogrulamistir.



27 Ocak 2011 Perşembe

MuHTeŞeM SüLeYMaN

evet izliyorum bu diziyi görsellik için dekorlar için kostümler için çakır gözlü padişah için o güzel rol yapışını izlemek için güzel kadınları görmek için rol yeteneklerine bir kez daha hayran kalmak için

Muhibbi'nin Hürrem'e olan aşkı için benim Muhibbi aşkım için baylıoyrum şiirlerine zaten bu bloğa başlama sebebim şiire ve Muhibbiye olan aşkımdır

O kadar saltanat o kadar savaş o kadar siyaset o kadar harem içinde bile Muhibbî'nin aşkı beni mest ediyor.
bloomda ilk şiirlerimden birisi yine Muhibbiye aittir. Bu dizide üstüne tuz biber oldu öyle hemen Hürrem'e o şiirleri söylemesi müthiş bir duygu yoğunluğu olsa gerek.

işte bir şirini daha sizlerle paylaşmak istedim bu günlerde içimi ısıtan yüreğime ferahlık veren tek olay bu çünkü.
...
Celis-i halvetim, varım, habibim mah-ı tabanım

Enisim, mahremim, varım, güzeller şahı sultanım

Hayatım hasılım,ömrüm, şarab-ı kevserim, adnim

Baharım, behçetim, rüzum, nigarım verd-i handanım

Neşatım, işretim, bezmim, çerağım, neyyirim, şem’im

Turuncu u nar u narencim, benim şem’-i şebistanım

Nebatım, sükkerim, genc,m, cihan içinde bi-rencim

Azizim, Yusuf’um varım, gönül Mısr’ındaki hanım

Stanbulum, Karaman’ım, diyar-ı milket-i Rum’um

Bedahşan’ım ve Kıpçağım ve Bağdad’ım, Horasanım

Saçı marım, kaşı yayım, gözü pür fitne, bimarım

Ölürsem boynuna kanım, meded he na-müsülmanım

Kapında çünki meddahım, seni medh ederim daim

Yürek pür gam, gözüm pür nem, Muhibbi’yim hoş halim!

Muhibbi

Bugünkü dille;



Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ayım,

Can dostum, en yakınım, güzellerin şahı sultanım.

Hayatımın, yaşamımın sebebi Cennetim, Kevser şarabım

Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim, benim gülen gülüm,

Sevinç kaynağım, içkimdeki lezzet, eğlenceli meclisim, nurlu parlak ışığım, meş’alem.

Turuncum, narım, narencim, benim gecelerimin, visal odamın aydınlığı,

Nebatım, şekerim, hazinem, cihanda hiç örselenmemiş, el değmemiş sevgilim.

Gönlümdeki Mısır’ın Sultanı, Hazret-i Yusuf’um, varlığımın anlamı,

İstanbul’um, Karaman’ım, Bütün Anadolu ve Rum ülkesindeki diyara bedel sevgilim.

Değerli lal madeninin çıktığı yer olan Bedahşan’ım ve Kıpçağım, Bağdad’ım, Horasan’ım.

Güzel saçlım, yay kaşlım, gözleri ışıl ışıl fitneler koparan sevgilim, hastayım!

Eğer ölürsem benim vebalim senin boynunadır, çünkü bana eza ederek kanıma sen girdin, bana imdad et, ey Müslüman olmayan güzel sevgilim.

Kapında, devamlı olarak seni medhederim, seni överim, sanki hep seni öğmek için görevlendirilmiş gibiyim.

Yüreğim gam ile, gözlerim yaşlarla dolu, ben Muhibbi’yim, sevgi adamıyım, bana bir şeyler oldu, sarhoş gibiyim. Bir hoş hale geldim.

25 Ocak 2011 Salı

KiRPiKLeRiMDeKi DaMLaLaR

Duyuyor musun kuş sesleri...
Görmekten korkarım ama duyunca bir tuhaf işte…
Bu şehirde gün geç doğdu geç batıyor sevdiğim..
Dalgalar bileklerini kesmiş sanki
Bir görsen şehir nasıl ağlamaklı…
Kan durdu gözlerinde bulutların
Bu mevsim yeşiller sarardı…
Kimi zaman duyarım kokunu uyku saatlerinde
Kirpiklerimdeki damlaları idam ederim hemen…
Yakıştıramam sensizliği kalbime,
Olmaz öyle şey…
Bir şey demeden gitmezsin bilirim …
Bak bugün de senle bitti..
Yarın ne olur bilmem
Kim bilir, belki ilk kokun terk eder beni
Sonrada alışkanlığın…

Funda KESBİÇ

23 Ocak 2011 Pazar

AşK...


Ayrılık gelir ya
Vurdumduymaz
Yarar kanatır kalbini
Çıkarır alır ya seni
Bedeninden
Sonra yaşadığını sanırsın ya
Ya da yaşamaya çalışırsın ya
Nefesin kesilse de
Ölmek istemezsin
Tekrar nefes alırsın ya
Çamurdan yaratılmışsındır da
Gözyaşı bile seni kirletemez ya
Yaşatırken öldürürsün ya
İşte öyledir aşk…

Bir elvedayı
Ğögüslerken gurur
Gölgesine basa basa yürür

Funda KESBİÇ

18 Ocak 2011 Salı

SeNDeN NeFReT eTMeLiYiM

 
Bir çaredir belki seni koparıp içimden atmak .
Sen nasıl attıysan bende öyle yapmalıyım.
Senin gibi yok etmeliyim duygularımı.
Bir anda bitirip dönmeliyim hayata.
Öldükten sonra dirilmeye inanmalıyım…
Tövbeler etmeliyim artık.
Günah betonlarını yıkmalıyım tenimin.
Yeni bir ben yaratmalıyım senin gibi.
Değiştirmeliyim elbisemi.
Aşkı çıkarıp nefreti almalıyım üstüme.
Hemen gidecekmiş gibi giyinip çıkıp gitmeliyim girdiğim hayatlardan.
Alıştırmamalıyım kendimi.
en kötüsü ben alışmamalıyım.
Üçüncü bir şansı…
hayat vermiyor ne yazık ki…
peki nasıl olacak bunların hepsi.
taş mı kesilmeliyim.
üşümeli miyim bunlar olurken .
yanmalı mıyım
yoksa.acı çekerken dizlerimi gövdeme doğru çekip ağlamalı mıyım …hangisi?..
Kaç yanlış yapmalıyım
Hayatında ki beni götürmeli silmeli hayatından?..
kaçıncı yanlışınım acaba?..
yada yanlışın oldum mu hiç?
belki de yanlışlarım silmiştir beni.
ben kendimi silmişimdir hayatından…
bilmeden öldürmüşümdür seni yada kendimi ne fark eder ikimizde ölmüşüz işte…
Bırakıp gitmek mi zor,
geride kalmak mı?
sen hangisini seçerdin?
zoru değil mi?
bu sefer ben seçmişim zoru.
bilmeden kısa kibrit çöpünü çeken ben olmuşum…
uçurumdan atlamalıyım.
öyleyse,sana bırakıyorum kurduğumuz hayalleri al git çabuk buralardan.
bırak beni uçurumun kenarında.
gözlerimi kapamalıyım hemen ardından.
unutmalıyım gittiğini unutturmalıyım kalbime.
beynime hükmedip atlamalıyım düşünmeden.
seni düşünmeden…
unutmadan yapamam…
geride bırakamam seni yaşlı gözlerle.
O yüzden gitmelisin şimdi durma…
ellerimi de sakın tutma.
Son kez deyip bakma bana.
böyle olmayacak biliyoruz ikimizde.
en iyisi mi ben nefret etmeliyim senden
ve
atlamalıyım dirilmek üzere yeniden…

Canım Funda'mın bana gönderdiği bir iç hesaplaşma yazısıdır.

10 Ocak 2011 Pazartesi

HiNDi ZaHRa - GüZeL TaNGo


Hindi Zahra - Beautiful tango
...

 Guzel yabancı

Beni elimden tut

Butun gece dans ettir bana

Bu sansı almak istiyorum

Cunku hareket edisine bayılıyorum

ve kalcalarıma ellerini koyarken

Bende yavas hareket ederken

Kendimi nehrin akısının ustunde hissediyorum

Cunku evet zamanımız var
...


Yarı Fransız yarı Faslı olan Hindi Zahra, hayatını Paris ve Londra arasında mekik dokuyarak geçiren bir sanatçı. Baştan sona albümünü tek başına hazırlayan ve İngiltere’nin en önemli müzik dergilerinden “The Wire” tarafından ‘yeni Billy Holiday’ olarak tanımlanan Zahra, “Bir söz yazıyorum, bir gitar tınısı çalıyorum, gitarları kayde...diyorum, sonra da sözleri üzerine yerleştiriyorum” diyerek bu ‘el emeği, göz nuru’ üretim sürecini özetliyor. Pek çok enstrümanı çalabilen marifetli Zahra projektör ışıklarından uzak, basmakalıp popüler müzikten ayrı kendine özgü otantikliğini ve kalitesini konuşturuyor.


Fas kökleri ve Paris’teki hayatı arasında gidip gelen Hindi Zahra’nın ilk üretimi çarpıcı folk, çöl blues ezgileri ve Afrika/Amerika müziklerinin harmanlanması.

Albümünde Fas köklerinden de kopmadığı gözlenen Hindi Zahra, şarkılarında bendir gibi geleneksel enstrümanlara da yer veriyor.

9 Ocak 2011 Pazar

HiÇ BiR ŞeY

Nothing at all by Santana
Carlos Augusto Alves Santana veya bilinen adlarıyla Carlos Santana veya Santana, (d. 20 Temmuz 1947) ünlü bir Meksikalı gitarist ve söz yazarıdır.
Santana aldığı 10 Grammy ve 3 Latin Grammy'sinin yanı sıra,
"Rolling Stone" tarafından,
"Tüm Zamanların En İyi 100 Gitaristi" anketinde 15. sırada yer almaktadır.