24 Şubat 2011 Perşembe

BiR ReSSaMıN oDaSıNDaN


 Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış...


Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş... Ve onu "Renklerin Ustası" anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da; kısaca Ranga Guru derlermiş...
Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru'ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş...


Ranga Guru ise;
- Sen artık ressam sayılırsın Racaçi.. artık senin resmini halk değerlendirecek.
diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış... Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor... Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.
Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru'ya götürmüş. Tekrar şehrin en
kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru... Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte... Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış...
Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış... Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru'ya gitmiş ve resme okunulmadığını anlatmış..
Ranga Guru ise;
-Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar
acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün...
Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı...
Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin... yapıcı olmak eğitim gerektirir... Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi...
-Sevgili Raciçi mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın.. Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın... Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur...
Sakin emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma...

18 Şubat 2011 Cuma

EMiLY WeLLs-SyMpHoNy3


iki gündür dağılmış olan ruhumu bu kız çok mutlu ediyor
kulağımdan başlıyor ruhuma giriyor
ne demiş Emily Wells 
"I loves rap music and Vivaldi"
evet Rap ve Vivaldi müziklerinde dans ediyor
küçük bir araştırma yaptım.
Amerikalı bir şarkıcı büyük plak şirketleri keşfediyor
fakat sonra onlarla çalışmayı sıkıcı ve yorucu buluyor
ayrılıyor kendi başına sürdürüyor ve en son bu dinlediğimiz
The Symphonies: Dreams Memories & Parties
Albümünü çıkarıyor bence saklı kalmış bir ses ve müzik
bayıldım müziğindeki neredeyse her sesi bu kız yapıyor güzellikler paylaşınca güzel

16 Şubat 2011 Çarşamba

eMiLY WeLLs - SyMpHoNy 2


haydi!
müziğin ritmine bırakalım vücudumuzu
beğendiniz mi?

14 Şubat 2011 Pazartesi

ŞıP SeVDi



Aşk nedir diye hiç düşünmeyin
bakın neler anlatıyor
aşk doktoru


Eskiden işte bundan belki 20 sene önce falan ŞIPSEVDİ çikletleri vardı
İçinden Aşkı tarif eden karikatürler ve lafları çıkardı.
Ben onlara bayılırdım her cebimde her çantamda bir tane şıpsevdi olurdu.
İçinde de aşkı anlatan figürleriyle...
aşkınız varsa aşkınız daim olsun yoksa da üzülmeyin o zaman aşk nasip etsin dua edelim
Aşk, iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır. Beklentidir.
Aşk, delicesine flört ederken yanındakinin hiçbir sey yapmama hakkını teslim etmektir. Saygıdır.
Aşk, zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir.
Aşk, şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır.

Aşk, saçlarda baslayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir.

Aşk, Sevişelim demeden sevişmek, yanındakinin ne istediğini bilmektir.Anlaşmaktır.

Aşk, bağlandığını sandığında, karşındakine hayır deme şansını tanımaktır.İnceliktir.

Aşk, korumaktır.Sorumluluktur.

Aşk, ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir.Mizahtir.

Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafını duymaktır.Şehvettir.

Aşk, evinizdeki her şeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir.Teslimiyettir.

Aşk, sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla görmektir.Gerçektir.
Aşk, saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktir.Neşedir.

Aşk, sizi kucaklayan kolların, gittikçe daha çok sarılmasıdır. Mutluluktur.

Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediğinizde,uyanık olup seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabını almaktır. Sıcaklıktır.

Aşk, tanıdığınızı zannettiğiniz insanin yeni yanlarını keşfetmektir.Tazeliktir.

Aşk, uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır.Düşlerin gerçek olmasıdır.

Aşk, kocaman yatağın üçte birine sıkısmaktır.Yakınlıktır.

Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir.Güvendir.
Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karşilasacağını bilmektir.Kaderdir.

Aşk, eczadolabını açtığında, dişmacunu kapağını kapatılmamış bulmaktir.Uyumdur.
Aşk, pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır.Düşüncedir.

Aşk, rüzgarın agaçlarin arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır.Yalnızlıktır.

2 Şubat 2011 Çarşamba

ÇaMaŞıRLıK

Çocuklar pencereden sokak lambasına bakıyorlar. Karın yağışı gece karanlıkta en güzel sokak lambasının ışığında belli olur rüzgarın yönüne göre kar taneleri süzülerek aşağı inerler. Sobaları  yanıyor  anneleri yeni meşe odunu atmış sobaya atarken sobadan azda olsa tutuşan meşelerin o güzel kokusu yayılmış odaya.
Dışarıda uğuldayan bir fırtınayla  kar yağmaya devam ediyor.
Anneleri akşam olmadan çamaşırları yıkamış yarın okul var çocukların okul önlüklerini kurutmak gerek. Sobanın borularında tel bir çamaşırlığa asılmış yakalar ve okul çorapları çoktan kurumaya başlamış.
Çocuklar sobanın üzerindeki çaydanlıktan çıkan buhardan buğulanmış pencerede isimlerini yazıyor bir şeyler resimliyorlar. Birbirlerinden önce davranmaya çalışarak pencereden yazılmadık çizilmedik yer bırakmıyorlar.
Anneleri dışarı çıkıyor. Daha çok üşümemek için en hızlı bir şekilde çamaşırların mandallarını çıkarıp soğuktan sertleşmiş taş kesilmiş çamaşırları içeri alıyor. Sobanın arkasında koyuyor. Dışarıdan gelen çamaşırlarla birlikte kar kokusu içeriye doluyor. Çamaşırların üzerinde kar var çocuklar sertleşmiş çamaşırlar üzerindeki karları alıp sobanın üzerinde koyup hışırdayıp buharlaşmasını seyrediyorlar.
Sobanın arkasında yumuşamış çamaşırları evin annesi tahtadan aynı resimde gördüğünüz çamaşırlıktan getiriyor  tek tek asıyor çamaşırları. Çamaşırlığı da sobanın arkasına koyarak o hafta sonu çamaşırları sabaha kadar kurutmak için uğraşıyor sobaya yakın yerler önce kuruyor. Sonra diğer tarafları kurutmak için çevriliyor.
Bu fotoğrafı nette gezerken gördüm. Bizim küçükken çamaşırlığımız aynen bu resmdeki gibiydi. Bende bir sürü anıyı canlandırdı. Bazen kazaklarımızın kıyıları  sobanın hararetinden yanmış ve renk değiştirmiş olurdu.
Sobanın üzerinde kaynayan güğümün yada çaydanlığın hışırtısı bir müzik gibi gelir, dışarıdan üşüyüp gelince sobanın arkasındaki mindere şöyle kıvrılıp o kaynayan suyun hışırtısıyla uyumak kadar güzel bir duygu var mıydı?
Yada kaynayan çaydanlıktan yayılan demlenmiş çayın kokusu. Yada üzerinde kestane kebap yapmak. Okula gitmeden ısınan soba borularında  mendimizi, yakalarımızı ütülemek.  Aman dikkat her an elimizi de yakabiliriz.
Annelerimizin ördüğü kazağı o sıcak sobalı odalarda da ısrarla giyerdik. Diğer odalar hep soğuktur. Yatmadan önce diğer odaların kapıları açılır ve ısıtılırdı. En güzeli de sobanın arkasında kıvrılarak radyodan arkası yarınları annemizle birlikte dinlemek. Sobanın üzerinde mutlaka bir kolonya dökerek mavi alevi görmeye çalışmışmak. Soba puppffff diye tütünce korkmayan böle bir anısı olmayan yoktur. Sobanın olduğu yerde uyumaya çalıştıysan eğer sobanın üst deliğinden kırmızı sarı alevlerin dansını seyretmek. Mandalina, limon ve portakal kabuklarının sobanın üzerinde yanarken verdiği kokuyla mest olmak. Galiba en güzelide kestane kebap yapmak.
işte sobalı evlerde kış ve çocuklar.
bir çamaşırlık nerelere getirdi gördünüz mü?
Yürekten Damlalar

1 Şubat 2011 Salı

ALaNiS MoRiSSeTTe


Sevgili Aksine blog yazarı Alanis Morissette'den
bahsetmiş aksine çok beğenmiş bende netten araştırdım ve dinledim
ne güzel bir ses aşağıdaki bilgiler netten derlemedir
evet UTOPİA çok güzelmiş
iyi dinlemeler

Kanadalı şarkıcı, şarkı sözü yazarı ve sinema oyuncusu. Ülkesinin en başarılı isimlerinden biri olmuş ve albümleri tüm dünyada 40 milyondan fazla satış başarısı gerçekleştirmiştir. Dünyada albümü en çok satmış kadın sanatçıdır.
Yazdığı şarkı sözleriyle müzik dünyasının filozoflarından biri olarak görülen sanatçı, toplumsal konulardaki duyarlı duruşuyla dikkat çekmiştir. Sayısız enstrüman çalan, konserlerindeki başarılı performanslarıyla göz dolduran Morissette’nin diskografisi, “You Oughta Know”, “Ironic”, “Thank You” ve “Uninvited” gibi sayısız hit şarkıyla doludur.
1 Haziran 1974’te Kanada’da dünyaya geldi. Piyano dersleriyle müziğe başlayan şarkıcının ekranlarda göründüğü ilk deneyimi, çocukluk yıllarında, Nickelodeon'un "You Can't Do That On Television” isimli programında oldu. Morissette, showdan kazandığı parayla, 10 yaşında, Kanada’da büyük ilgi gören “Fade Stay With Me ve Find The Right Man şarkılarından oluşan ilk single’ını kaydetti. 1991’te ise ilk albümü “Alanis”i çıkardı. Kanada’da büyük ilgi gören albüm, sanatçıya bir de ödül kazandırdı. Ancak albümün başarısı Kanada dışına çıkmayınca, Alanis bu kez yeni albümü “Now Is The Time” için kolları sıvadı. 1992’de çıkarttığı bu albümden de beklediği sonucu alamadığı için, Los Angeles’a taşındı. Madonna’nın da albümlerini hazırlamış ünlü prodüktör Glen Ballard’la tanışması, Alanis Morissette için dönüm noktası oldu. 1994’te tanışan ikili, Alanis’in yeni albümü Jagged Little Pill’i 1995 yılında çıkardılar.

Jagged Little Pill, müzik sektöründe bomba etkisi yarattı. Daha önce pop tarzında çıkardığı albümlerden oldukça farklıydı. Sert, protest ve keskin bir stili vardı ve rock soundlarındaydı. Albüm tüm dünyada 33 milyondan fazla satarak inanılmaz bir başarı elde etti ve en çok satan çıkış albümü oldu. Bu başarı Alanis’in 3 dalda aldığı, Amerika’nın en prestijli müzik ödülü Grammy’i kazanmasıyla katlandı.

Yeni dünya, şarkılarında kendisini ifade etmeyi seven, yaşadıklarını anlatan ve şarkı sözleriyle düşündürtmeyi seven bu öfkeli kıza kollarını açmıştı artık. Öfkeliydi çünkü albümden çıkardığı ilk 45’lik “You Oughta Know”, onu aldatan eski erkek arkadaşına yazılmıştı ve sözleri oldukça keskin ifadelerle doluydu. Jagged Little Pill albümünde yer alan “Hand In My Pocket”, “You Learn”,” Ironic”, “Head Over Feet” ve “Forgiven”, 1995 yılında, radyoların playlistlerinde en çok çalınan diğer şarkılar oldu.

Albüm satışlarının ulaştığı nokta, onu tüm zamanların en çok satış yapmış kadın vokali yapsa da, Alanis, medyanın ilgisinden çabuk sıkıldı. Bu sebeple Hindistan’a gitti ve orda bulunduğu süre içinde ruhunu dinlendirdiğini söyleyerek, yeni albümü “Supposed Former Infatuation Junkie” için enerji topladı. 1998’de yayınladığı yeni albümün başarısı ilki kadar görkemli olmasa da, sanatçı City of Angels filminin soundtrack albümünde de kullanılmış olan Uninvited isimli çalışmasıyla Grammyödülü aldı. Hindistan’a olan sevgisini yansıttığı Thank You ise, Alanis’in en çok sevilen 45’liklerinden biri oldu. Albümü için dünya turuna çıkan Alanis’in konser verdiği ülkelerden biri de Türkiye oldu. Sanatçı 22 Temmuz 2000 yılında Türk hayranlarıyla Park Orman’da buluştu.

1999’da Alanis Unplugged albümünü kaydettikten sonra, Dogma filmi için aldığı teklifi değerlendirdi ve filmde Tanrı rolünde oynadı. Bu film için "Stil” isminde bir şarkı da yazan şarkıcı, aynı zamanda HBO’nun popüler dizisi “Sex and the City: The Movie”nin bir bölümünde oynadı ve Carrie karakterini canlandıran Sarah Jessica Parker’la senaryo gereği öpüşmesi, oldukça konuşuldu.

“Alanis Unplugged”’i 2002’de kaydettiği Under Rug Swept albümü takip etti. Bu albümüyle en iyi prodüktör dalında Juno ödülü alan sanatçı için albümden çıkan ilk hit Hands Clean bile beklediği sonucu vermedi ve albümün satışları 5 milyon sınırında kaldı. Konser performanslarından oluşan Feast On Scraps DVD’si, onun daha önceki albümlerinde yer almayan, “Purgatorying” şarkısını da içeriyordu.

Alanis Morissette’ın, Kanadalı aktör Ryan Reynolds’la tanışması yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Zira Morrisette Reynolds’la evlendi ve 2004 yılında çıkardığı So-Called Chaos albümünü ünlü aktöre adadı. So-Called Chaos, diğer albümlerinden stil ve müzikal yapı olarak büyük farklar gösteriyordu. Daha olgun ve sakin bir ruh halinin yansımalarının görüldüğü albüm, tipik Alanis çizgisine göre oldukça yumuşak bulundu.

2005 senesinde Narnia Günlükleri filmine yaptığı "Wunderkind" şarkısıyla Altın Küre'ye aday olan sanatçı Jagged Little Pill 'in 10. yılı anısına akustik versiyonunu çıkardı.2005’in sonlarına doğru "The Collection" adlı "Best of" albümünü çıkardı ve ünlü Seal şarkısı "Crazy"ye yaptığı cover büyük ilgi gördü.
Alanis Morissette yeni albümünün hazırlıkları içinde olduğunu belirtse de çıkış tarihi için kesin bir bilgi vermemiştir. Bir dönem, “Vajina Monologları” isimli tiyatro oyununda da rol alan sanatçı, en son, popüler dizi Nip Tuck’ın 3 bölümünde oynamıştır.