24 Aralık 2009 Perşembe

PaZaRa GiTTiM

Etrafımdaki birçok ev kadını pazarda yaşadığının eziyet olduğunu düşündüğü için pazara gitmek yerine süpermarketlerden alışveriş yapıyor artık!

Bazı belediyeler pazarların görüntü kirliliği yarattığını gerekçe göstererek birçok pazarı ortadan kaldırmaya başladı bile.
“Gel abla gel” diye bağıran, “seçmek yok” diye uyarı yapan pazarcılar, üzerinde fiyatı yazmayan sebzeler, meyveler, çocuğunu kaybetmemek için pazarda alışveriş yaptığı süre boyunca çocuğunun elini asla bırakmayan ebeveynler, pazarın tam orta yerine herkesin yürüyüşünü, alışveriş yapmasını engelleyen, pazar alışverişini işkenceye çeviren simitçiler, mısırcılar, sucular, itişler, kakışlar, vs.
Fotoğraflarımda gördüğünüz gibi tüm renklerin güzelliğini görmek ve o sadece bize ait olan kültürü yaşatmak için lütfen gitmeyenleri de semtlerindeki pazarları ziyaret etmeye çağırıyorum.
Bir deneyin inanın sizde çok seveceksiniz.
Yurt dışında yaşayan kardeşim anlatır orada hiç taze meyve sebze yiyemediklerini sebze ve meyveyi sadece marketlerden tek tek alabildiklerini burada bu pazar havası solumanın ve dokunarak koklayarak alışverişin verdiği hazzın bir başka olduğunu hemde çok özlediğini söyler.
Halk Pazarlarında; eskimeyen pazar kültürümüzü yaşamaya herkesi davet ediyorum. Pazarlarımıza giderek bizler bedenimize, evimize, sevdiklerinize fileler dolusu sağlık taşıyacak, çiftçilerin emeklerine hayat vereceğiz aynı zamanda bunu biliyormuydunuz.
Çiftçilerimiz kilometrelerce uzaklardan getirdikleri ürünlerine verdikleri emeğin bir nebze de olsa karşılığını almış olacaklar.
"KÜLTÜRÜMÜZ KÜLTÜRSÜZLÜĞE DÖNÜŞMESİN"

30 Kasım 2009 Pazartesi

aDıM SoNBaHaR


......
oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar.
atilla ilhan

28 Kasım 2009 Cumartesi

20 Ekim 2009 Salı

ŞiMDi YaĞMuR YaĞıYoR

ya YAĞMURDAN SONRA

Dünyanın küçük bir köye dönmesi efsanesi,
bana Bebek’te sahil kenarında poğaçalarına ve
kurabiyelerine hayran olduğum pastanenin kapanıp,
yerine bir Amerikan hamburgercisinin açılmasını hatırlatıyor hep.
Yakın bir gelecekte dünyanın her köşesinde aynı marka kot giymiş insanların,
aynı hamburgerleri yiyip yanında aynı kolayı içeceklerini,
çocukların aynı çizgi filmler ve oyuncaklarla büyüyeceklerini ve
bizim aynı şirketin bilmemizi istediği haberleri izleyip,
görmemizi istemediklerinden bihaber olarak yaşayıp
gideceğimizi düşünmek bana ürperti veriyor.
Bu “küçük köy”de insanlar, CNN’den haber alıp MTV ile dans ederek,
sadece kola içip hamburger yiyerek ve Aslan Kral’la ağlayıp
New York hayvanat bahçesinde doğuran pandayla sevinerek
yaşayacaklarsa, ben o köyün köylüsü olmak istemiyorum.

... Bebek’teki poğaçacımı geri almak ve kavalımla özgürlük
melodileri çalarak, “global köy”ü terk etmek istiyorum.

CAN DÜNDAR(yağmurdan sonra kitabından)

26 Ağustos 2009 Çarşamba

GaLaTa ToWeR



içeğimin yüreğine vuran bir ışık"

istanbul gezimizden/galata kulesi fotoğraflarımız

22 Temmuz 2009 Çarşamba

MüKeMMeL KaDıN oLMaLıMıYıM


"Mükemmel kadın” denildiğinde aklınıza ne gelir?
Toplumun ve yaşamın üstüne yapıştırdığı tüm sıfatları eksiksiz yerine getiren kadın!
Mükemmel Kadın Olmayın!

İyi bir eş, anne, dişi, seksi, ev hanımı, iş kadını, dost, evlat, sevgili ve daha birçok şey olan mükemmel kadın, neden mutsuz olur? Çünkü bu kadınlar başkaları için yaşarlar!
Bir ilişkide kadın, eşinin hayatını gereğinden fazla kolaylaştırdığında, iyi bir iş yapmış olmaz. Her sorunu çözebilen, sorumlulukları üstünde taşıyan, düzeni koruyan ve bunun için insanüstü çaba gösteren kadın, karşısındaki erkeğin genetiğini bozar. İnsan doğası almaya, tüketmeye eğilimlidir ve rahata çabuk alışır.
Mükemmel kadın, her konuda başarılı olduğundan, karşısındakine yapacak bir şey bırakmaz. Armut piş, ağzıma düş!
İlişkiler, paylaşım olmadan büyümez. Kadın ve erkeğin gelişimi, yaşamın getirdiği sorumluluklar, dersler ve çaba ile doğru orantılıdır. Çocuğunun okul ödevlerini kendisi yapan bir anne, evladının öğrenmesini ve yeteneklerini geliştirmesini engellediğinin farkında değildir. Aynı durum ilişkilerde de geçerlidir. Eşinin işlerini üstlenen, yapması gerekenleri onun yerine yapan, beceremediklerini bir şekilde halleden mükemmel kadın, mutsuz olmaya mahkumdur. İşin garip tarafı, bu yapıdaki kadınların ilişkileri genellikle hayal kırıklığı ile biter. En çok aldatılan, terk edilen kadınlar, kusursuz kadınlardır. Neden aldatıldıklarını anlayamazlar. Üstelik, eşlerinin seçtikleri kadınlar, kendilerinden çok daha vasıfsız olanlardır.
“Benim neyim eksikti?” Bu cümlenin cevabı havada kalacaktır, hatta şok etkisi bile yaratabilir ama eksik olan kusurdur. İlişkiler paylaşım üzerine kuruludur.
Mükemmel kadın, eşinin yapacaklarını üstüne aldığında, zaferlerini de elinden almış olur. Çaba göstermek, uğraşmak için ortada sebep bırakmaz. Heyecanı, hevesi kalmayan bir eş, doğal olarak gidip, kendini göstereceği, yaratacağı başka ortamlar arar. Çevrenizdeki insanları bir düşünün. İçlerinde, mükemmel olduğuna inandığınız ama hala neden evlenemediğini ya da mutsuz bir ilişkisi olduğunu anlayamadığınız kişiler yok mu? Dışarıdan bakıp, dört dörtlük kadın dediklerinizle birlikte yaşadığınızı hayal edin. Hazır bir hayat. İlk başlarda çok keyifli gelse de, zaman içinde son derece sıkıcı, tek düze ve boş bir yaşam şeklini alır. İnsani egonuz zarar görür. Mükemmellik, kendinden vazgeçmek demektir. Sürekli başkaları için yaşamak, onların ihtiyaçlarını gidermek, onların sevdiklerini seçmek ve hazırlamak, hep başkalarını düşünmek, mükemmel kadını kişiliksiz kılar. Kendi hayatından vazgeçmek, saçının her telini süpürge etmek, gereksiz özveri ve fedakarlık göstermek, karşı taraftan alkış ve takdir almaz. Düzenli olarak bunlar yapıldığı için, görevmiş gibi algılanır ve kıymet bilinmez. Kusursuz ve mükemmel olmak, sadece zarar verir. Eşini, çocuğunu, kendini hatta dostlarını bile zor bir psikolojik sürece sokar. İlişkiler paylaştıkça değer kazanır ve keyif verir.
Mükemmel kadın mutlu olamaz. Başkalarının hayatını düzenlerken, kendine ait bir yaşamı unutur. İnsan dediğin kusurlu olur. Hataları, yanlışları ile var olur.
Mükemmellik, insana ait değildir.
Kusursuz veya mükemmel kadın olmayın.
Bu sizi ancak, ruhsal köle ve yaşam hizmetçisi yapar.

21 Temmuz 2009 Salı

25 Haziran 2009 Perşembe

iZNiK


keşke insanlar doğrusuyla yanlışıyla
birbirlerinin yüzüne söyleyebilselerdi düşündüklerini...

 

evirmeden, çevirmeden,
alt üstüne getirmeden kelimeleri,
ne düşünüyorsak onu söyleyebilseydik...



laf sokmadan, çarpıtmadan, çakallık yapmadan...


samimiyetle söylenen cümlelerin altında kötü niyet aramadan...


günün önem ve ehemniyetine uygun dilber hala repliğiyle yazıma son veriyorum :
"ben lafımı ortaya koyarım beğenen gelir alır, beğenemeyen kaçar gider..."

HAAA BU ARADA BU FOTOĞRAFLAR İZNİK GEZİMİZ SIRASINDA
YÜREĞİME YANSIYAN IŞIKLARDI.

1 Mayıs 2009 Cuma

YaĞMuR

Bahar geldi...
geldi de yağmur peşini bırakmıyor
bir anlamda güzel yazı sıkıntısız geçireceğiz
su problemimiz olmayacak
havalar soğudu çok üşüyoruz...

 

22 Nisan 2009 Çarşamba

SaHi;




 
  • Neden üzerlerinden yıllar geçip gitse de, geçmiş deneyimlerimizle hala kavga ediyoruz?
  • Neden hala eskinin acılarının, yüreğimizi acıtmasına izin veriyoruz?
  • Neden eskiden olduğumuz kişi yüzünden hala kendimizi suçluyoruz?
  • Neden çoktan tamamlanmış hikayelerin, ihtimal hesaplarını yapıyoruz?
  • Neden getirilerinin acı olduğunu bile bile bazı hesapları inatla açık tutuyoruz?
  • Neyi bekliyoruz ki onları kapatmak için?

21 Nisan 2009 Salı

KeLiMeLeR ÜLKeSiNiN SuLTaNı!



Ağzımdan damla damla mısralar sızıyor, hemde hiç durmadan, elimde olmadan;
dinleyenler şair olduğuma kanaat getirebilir, evet.
Kelimeler Ülkesinin Sultanı!

 
Ama işin aslı, bu şiirler bana ait değil. Ben sadece harfler için bir vasıtayım.
Kelimeleri emredildiği gibi yazan bir hokka, divit, kalem misali; üflenen ezgiyi çalan bir ney misali, bende sadece bir aracım.
Kendi payıma düşüni yapıyorum.

Ben kelimelerin efendisi değil, sadece gönüllü katibiyim.
Gönlüme ne fısıldanıyorsa onu yazıyorum.
Ama fısıldayan ben değilim...
Aşk'tan bir alıntı(sayfa 356)

14 Nisan 2009 Salı

PiSiLeR ve KuŞLaR



Tüm beşeri hayatın kendi mevsimleri ve devreleri vardır
ve hiç kimsenin kişisel çırpınışı kalıcı değildir.


Kış her şeyden sonra, ilkbahar ve yaza yol verir,
bazen dallar çıplakken ve toprak buzdan çatladığında,
insanlar onların asla gelmeyeceğini sansa da,
ilkbahar ve yaz daima gelirler.
Truman Copote

 

5 Nisan 2009 Pazar

YePYeNi BiR YaŞaM

'yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım? '

diye sormak için hiçbir zaman geç değil.

Kaç yaşında olursak olalım,

başımızdan ne geçmiş olursa olsun,

tamamen yenilenmek mümkün.

Tek bir gün bile tıpatıp öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık.

Her an her nefeste yenilenmeli.

Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.. '


Aşk ' tan bir alıntı....




31 Mart 2009 Salı

eLLa RuBiNSTeiN

Ella Rubinsitein 40 yaşında Amerikalı bir ev kadınıdır. Varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte 'sorunsuz' bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir.

Ancak hayatının kritik bir dönemindedir Ella eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde derinden sarsacak onu ve dünyevi aşkı keşfetmeye başlayacaktır. Hayatıyla ilgili kararlar almasına sebep olacaktır.


Elif Şafak yine çok güzel anlatımıyla içine çekiyor. insanın bırakası gelmiyor. ısrarla tavsiye olunur.

AŞK

AŞK'ın hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk.
Ya tam ortasındasındır, merkezinde,
ya da dışındasındır, hasretinde

 

Elif Şafak'ın aşk adlı romanını okuyorum..
şimdiden içine çekmeye başladı bile başta yazdıklarım kitabın ilk sayfasından alıntıdır.
ne dersiniz doğru değil mi?

22 Mart 2009 Pazar

LaLeLeR

Bir devre isim oldu o güzel çiçek lâle
Bir İmparatorluk ki gördük geldi ne hâle...
Renk renk lâleler gelsin 'Lâle Devri' gelmesin
Lâlelerle kimseler o devri özlemesin...

Hayır! koca Devleti yıkan ne bu çiçektir,
Büyük Devletler yıkan vizyonsuz zihniyettir...


Entirika,safahat...Osmanlıyı mahvetti
Güzel,masûm lâlenin ismini de kirletti...
Bir süre lâlelerin boyunları büküldü
Şimdi başları yine dik ve yüzleri güldü...
Çocuklar...hep çocuklar...işte onlar çiçekler...
Artık lâleler değil ilgiyi onlar bekler...
Zihniyet hortlatmaya simge olamaz lale,
LAİK ATATÜRK'ÇÜLÜK ELDE BÂKİ MEŞ'ALE...


yukarıdaki laleleri ben resimledim

10 Mart 2009 Salı

KiMSeYe eTMeM ŞiKaYeT

Komik olma ..
Ne bekliyordun, peri masalı mı??Çok fazla masal okursan böyle olur demiştim sana.
Ne bekliyordun? ' ellerinde çiçekler, kapında sırılsıklam... '..yok daha neler..
artık çok fazla şarkı da dinleme zaten.gülme...biraz dur..sakin ol biraz.
bak ne güzel şeyler oluyor hayatında..bıraksana onların güzelliğine kendini.

kırmızı kocaman tüylü kalp bir yastık istiyordun kendine biliyorum
- yumusak istediğinde başını ona yaslayıp ağlayabileceğin..gidip kendin alabilirsin o kocaman kırmızı kalp yastığı.. .
sonra belki eve gelir, belki bir kadeh şarap - en sevdiğin şarkıyı dinlersin...Kimseye etmem şikayet..yanında kırmızı kocaman tüylü bir kalp..
ha bir de çiçek almayı unutma..güzel kokar. güzel görünür gözüne.
sonra da uyursun zaten..
belki sokaklara çıkarsın, olmayan ipodunu da al yanına:), biraz Nick Cave güzel eşlik eder sana sokaklarda, sen fotoğraf çekerken...
sen : sıradan sen işte..

eskisi gibi.

her zamanki gibi..
şımarmak mı istiyorsun kendi kendine şımar...
yok ki baaşka bir seçeneğin..
hastamısın offf kaldın tamamen bir başınaaa...
sen zaten ne biliyorsun... bırak takmaaaaa...

gül geç bütün olanlara..
belki bu güzel manzara düzeltir ruhumuzu ne dersiniz...





Murat SakaryaLi & Mümin SesLer - Zaman-i Ask - 08 - Kimseye Etmem Sikayet.mp3 -

KİMSEYE ETMEM ŞİKAYET
Nihâvend
Bestekâr : Kemani Sarkis

Kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime
Perde-i zülmet çekilmiş, korkarım ikbalime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime

YaReDiR SiNeDe EsKi SeVGiLi

Yaredir sinede eski sevgili Eski sevgili eski günler Hayata baksana takmıyor kimseyi Hiçbir şey diriltmez artık geçmişi Yared...