16 Mayıs 2011 Pazartesi

ZAZ-Je veux

ben bu günlerde boş gezmek
boş dolaşmak
ne yaptığımı ne yapacağımı düşünmeden yaşamak
penceresinden çalışırken şehre izleyebileceğim
bahçesinde pembe domatesler yetiştirebileceğim bir ev istiyorum
bir odasında kitaplara ve dergilere boğulabileceğim bir beyaz koltuk
bahçe kapısından çıkınca kırmızı koltukları olan bir Wos Wos
arabamla gezerken hep hayalini kurduğum
bu kamerayla çekimler yapmak
bahçemde böyle bir hamak istiyorum

herkes beğendiklerini böyle tarif ediyor bloglarında bende tarif ettim işte ;)
ve tıklarsanız aşağıdaki videoya o müzikde keyfime iyi geliyor

7 Mayıs 2011 Cumartesi

BaRBaRa StReiSaNd

Barbara Streisand hayranıyım. Birde son zamanlarda dikkatimi çekti nette gezerken gördüm. onun adını kullanıp bir dans parçası yapmışlar. kimmi? A-Track ve Armand Van Helden bir araya gelmiş Duck Sauce ikilisi koymuşlar isimlerini benim beğendiğim parça Boney M'nin "Gotta go Home" parçasından esinlenerek harika dans müziği yapmışlar. bayıldım... Çoktandır sizlerle paylaşmak istiyordum. Havalar ısınmaya dirensede bu güzel ve güneşli MAYIS cumartesisinde sizlerle paylaşmak istedim haydi video ya bir tık ve dansaaaaaa....
....hepinize iyi hafta sonlarııııııı...

Duck Sauce "Barbra Streisand" foolsgoldrecords

6 Mayıs 2011 Cuma

GöKÇeÇiÇeK

Sevgili Deep; MiM demiş bana
Konusu: Sevdiğiniz yeşilçam Filmi

Yeşilçam filmlerinde bir şey var. Sabah saatlerinde bile denk gelseniz sizi bir yerinizden yakalıyor ve ekrana mıhlıyor. Kalakalıyorsunuz olduğunuz yerde. Yaşadığınız zamandan, bu zamanın gerçekliğinden alıp bambaşka bir dünyaya bambaşka bir zamana savruluyorsunuz. Ağdalı replikler, ağdalı müzikler, abartılı mimikler ve ama hayat böyle değil ki diye itiraz edeceğiniz milyonlarca hatanın hiçbiri gözünüze görünmüyor. Zamanda yolculuk böyle bir şey değilse nedir?
işte böyle günlerden birinde ben meleğimi daha karnımda taşıyorum. İşte bu filmi izledim daha öncesinde de izlemiştim ama o gün bende daha çok bir etkileşim yaptı. taaa ki filmin adını evladıma verdim. :))))
Nasıl ama deep :)) bayaaaa çok etkilemiş dimi
konusu ise şu ; 18.yy sonlarında göçerlikten vazgeçip, Anadolu ovalarında Tuz eminliği yaparak yerleşik düzene geçme çabasına giren Yörüklerin öyküsü anlatılmaktadır. Bu düzene geçerkenki gönül hikayesi de vardır filmde işte Hülya Koçyiğit yani Gökçeçiçek o Yörük obasında bir genç kızdır. Bence izleyin bir deneyin bakalım bu filmide… Belki çoğunuz izledi. Bende önemli bir yeri vardır. Çok hemde çooookkk aşağıda da o fildeki iz bırakan bir türkü vardı "yüce dağ başında bir ışııkkkkk" süperdi Kıraç yorumlamış bu türküyle Kıraç'ın bir sürü videosu vardı ama ben bu doğal canlı performans olan sabadaki çekimini daha çok beğendim hepinize iyi seyirler
lütfen bir tıkla türküyü dinlemeyi unutmayın sizde beğeneceksiniz eminim

2 Mayıs 2011 Pazartesi

BLoG HiKaYeSi

sevgili deep; mim demiş bana
konu: blog hikayen?

Blog hikayemi yazarkende sizlere kullandığım blog sembollerimi sunmak istedim belki eskiden beri takip edenler varsa bilebilirler.


sanmıyorum ama eskiden beri diyorum sanki yıllar yıllar geçmiş gibi :)
blog yapma sebebim bir şair arkadaşımın şiirlerini resimliyordum. Şairde yaptığım şiir resimlemelerimi sitesinde kullanıyordu.Blog diye bir şeyler vardı görüyordum sanalda fotoğrfları resimleri gezerken 
takı sitelerinde geziyor, her kadın gibi bende yemek sitelerinde geziniyordum. Zamanla artık site değilde insanların kendilerine ait site gibi kendi kontrollernde olan işte bu bloglardan yaptıklarını yemek pişirmelerini ve çektikleri fotoğrafları paylaştıklarını zaman geçtikçe günlük hayatlarını yazanların çoğalmaya başladığını en ilgincime giden ise
cinsel hayatlarını rhat bir şekilde yazmalarıydı. Yani gençler (gençler diyorum çünki öyle hissediliyordu yazılarından evet okuyordum :) erkek arkadaşlarıyla yaşadıklarını yada yaşamak istediklerini mesela "Pucca" ilk blog yazmaya başladığında takip etmeye başlayanlardanımdır. sonra "bi moka yaramaz adam"


gibi ilginç insanların ilginç günlük hayatlarını okuyordum burdan ilk yemek bloğu keşfim "Ev Cini" idi fotoğrafları ve yemek yapma maceralarını anlatmaları hoşuma gidiyordu. blog yapanların çoğu zamanla yani ilk blogyapaanlar zamanla COM olrak siteleştiler.

mesela "Cafe fernando" en sevdiklerimdendir. bildiğim kadarıyla Cenk blog sahibi şimdi o yemek bloğundan hayatını kazanıyor ve yemek hikayelerini fotoğraflarını ve gezilerini bloğunda blogcanlarla paylaşıyor. ben çok beğeniyorum. son benim en favorilerimden Zeynepin yeride vardır


zeynep hakkında çok bilgiye sahip değilim ama ben onu bildim bileli geziyor ve mükemmel fotoğraflar çekip blogcanlarla paylaşıyor. bir işi var istanbulda yaşıyor ve nereleri gezmediki bayılıyorum ben zeynepe... işte böle bende baaşladım fotoğraflarımı ve resimlediğim şiirlerimi okuduğum kitaplarımı çektiğim fotoğraflarımı gezdiğim sergileri yapamaya çalıştığım küçük küçük gezizleri burada sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. ama son zamanlarda mandlina ağacım, puzzle, deepblue ve crazywomanla ayrı bir renk aldı daha çok geliyor ve daha takip ediyorum burları ve sizleri çok seviyorum ve sloganım SEVGİYLE... 


YaReDiR SiNeDe EsKi SeVGiLi

Yaredir sinede eski sevgili Eski sevgili eski günler Hayata baksana takmıyor kimseyi Hiçbir şey diriltmez artık geçmişi Yared...